Dil ve Konuşma Terapisi Açısından Taktil Duyunun Önemi
Taktil Duyu Nedir?
Taktil duyu, dokunma duyusunu ifade eden bir terimdir. Deri üzerindeki sinir uçları boyunca sıcaklık, soğukluk, basınç, ağrı ve dokunma gibi hislerimizi algılamamıza olanak sağlamaktadır. Bu duyu bireyin çevreyle iletişim kurmasını, nesnelerin tanınmasını ve etkileşim kurmasını sağlamaktadır. Taktil duyunun gelişimi, dokunsal oyunlar, masajlar veya terapötik tekniklerle desteklenebilmektedir.
Ergoterapist J.Ayres taktil duyudan şu şekilde bahsetmiştir: “Dokunma, diğer duyuların algılanmasında sürekli yer alan duyulardan biridir. Dokunma, insan gelişiminde en baskın duyulardan biri olmuştur. Doğum sırasında en baskın duyudur ve muhtemelen insan hayatı boyunca kişinin fark ettiğinden daha çok daha kritik bir duyu olmaya devam eder.”
Taktil Duyu’da karşımıza çıkabilecek problemler 3 ana başlıkta toplamak mümkündür. Bunlar :
- Taktil Savunmacılık/Hassasiyet
- Taktil Uyarana Karşı Az Tepki Verme
- Taktil Uyaran Arayışı
-
Taktil Savunmacılık/Hassasiyet Nedir?
Dokunma duyusuna karşı aşırı hassasiyet veya tepkisellik olarak kendini göstermektedir. Bu durum, vücudun cildine temas etmeyen değişikliklere (giysiler, dokunuşlar, doku farklılıkları gibi) rahatsız edici veya stresli bir şekilde reaksiyona neden olur. Taktil savunmacılık, genellikle duyusal işleme bozukluğunun bir parçası olarak görülür ve otizm spektrum bozukluğu (OSB), dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya duyusal işlemleme bozukluğu (DIB) olan bireylerde daha sık karşılaşılmaktadır.
Taktil Savunmacılıkta karşımıza çıkabilecek durumlar şu şekilde olabilir:
- Giysilerin etiketlerinden veya dikişlerinden rahatsız olma
- Saç kesimi veya taranmasına aşırı tepki gösterme
- Ellerin veya ayakların kirlenmesinden kaçınma
- Kalabalık bölgedeki diğer insanlarla temastan kaçınmak
- Sarılmalardan veya dokunulmaktan hoşlanmama
- Farklı dokuya sahip yüzeylere dokunmada huzursuzluk
- Beslenmenin dokusundan rahatsız olma ve seçici yeme
-
Taktil Uyarana Karşı Az Tepki Verme Nedir?
Bu durumda birey dokunma duyusuna karşı düşük hassasiyet göstermektedir. Bu durumdaki bireyler, moleküllerin temas eden davranışlarına (dokunuşlar, sıcaklıklar, basınçlar gibi) yeterince tepki vermez veya bu uyaranlar fark etmekte zorlanmaktadırlar. Taktil hiposensitivite olarak da adlandırılan bu durum duyusal işlemleme bozukluklarının bir parçası olarak değerlendirilmektedir ve genellikle otizm spektrum bozukluğu (OSB) veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi nörogelişimsel farklılıklarda gözlemlenmektedir.
Taktil Uyarana Karşı Az Tepki Verme durumunda karşımıza çıkabilecek durumlar şu şekilde olabilir:
- Düşme, çarpma gibi durumlarda acıyı az hissetme veya hiç hissetmeme
- Ellerinin veya vücudunun kirli olmasına rağmen fark etmeme
- Şiddetli dokunuşlara daha fazla ihtiyaç duyma (sıkı sarılmalar, sert masajlar gibi)
- Kendine çimdikleme veya sert hareketlerle uyarma isteği
- Kıyafetlerle veya aksesuarlarla (bileklik, şapka) aşırı rahat olma
- Farklı dokulardan çok az etkilenme (kum, çamur, tırtıklı yüzeyler)
- Uyarana dikkat çekmek için öğeleri sertçe sıkma veya vurma
-
Taktil Uyaran Arayışı Nedir?
Bu durum bireyin dokunma duyusuna (taktil uyarana) karşı yüksek düzeyde ihtiyaç duyması anlamına gelmektedir. Bu bireyler, ciltlerine temas etmeyen hızlara aşırı ilgi gösterir ve dokunma yoluyla rahatlamaya çalışırlar. Duyusal sorular, genellikle duyusal işleme bozukluğu, otizm spektrum bozukluğu (OSB), dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve bazı gelişimsel gecikmelerde gözlenmektedir.
Taktil Uyaran Arayışı durumunda karşımıza çıkabilecek durumlar şu şekilde olabilir:
- Her şeye dokunma, sürtme veya ovuşturma yapma
- Sert dokunuşlardan hoşlanma (yoğun masajlar, sıkı sarılmalar gibi)
- Giysilerin kumaşlarına sürekli dokunma, çekişme veya bozulma
- Farklı dokulardan (kum, kil, çamur) yoğun keyif alma ve uzun süre oynamak isteme
- Başkalarına fazla yakın durma veya sürekli fiziksel temas kurma çabası
- Kendine çimdikleme veya sert hareketlerle uyarma isteği
- Ağız bölgesine sürekli bir şeyleri götürme, koparma veya ısırma ihtiyacı
Dil ve Konuşma Terapisi Açısından Taktil Duyunun Önemi
Dil ve konuşma terapisi açısından taktil duyu, özellikle konuşma seslerinin doğru üretimi, ağız içi esneklik ve eğitim özelliklerinin geliştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin, ağızdaki dokunma duyusu (taktil olarak), insanların seslerini doğru şekilde çıkarmalarını ve artikülasyon yeteneklerini geliştirmelerini destekleyebilmektedir. Ayrıca, duyudaki hassasiyet veya yetersizlik, yeme-içme problemlerine, dudaklar ve dil kontrolü zorluklarına yol açabilmektedir.
Dil ve konuşma terapisi sürecinde ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak taktil duyu için stratejiler bireysel olarak belirlenmelidir ve gerekli durumlarda multidisipliner yaklaşım göz önünde bulundurularak uzman desteği almak adına duyu bütünleme alanında çalışan bir ergoterapistten destek alınabilir.